Aykut Kocaman: ”Ozan Tufan planlarım arasında yok”

0
173
views

Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, Tivibu Spor’a özel bir röportaj verdi ve kadro dışı kalan Ozan Tufan’ı 2. yarıda takımda düşünmediğini söyledi. Kocaman ayrıca, ilk yarıyı değerlendirdi ve savunma futbolu oynattığı yönündeki eleştirilere de sert cevaplar verdi.

İŞTE AYKUT KOCAMAN’IN SÖZLERİ…

“Hem Ozan Tufan açısından, hem antrenör, hem yönetim, kulüp açısından, hem de geleceği açısından. Aslında geleceği açısından, bir kararvermesi için. Büyük konuşmayı sevmem ama sezonun 2. yarısında benim şu andaki kafamda, bu yanlış da, doğru da olabilir, umarım bir yere gider ve bunu yanlışlamak için bu gayreti gösterir, canı gönülden bilerim bunu. İşi uzatmaktansa, çocuk için de kendi yolunu belirlemesi için verilmiş bir karar bu. Buradan bir sürü anlam üretmenin, bir şeyler çıkarmaya çalışmanın anlamı yok. Yok onu söyledi, bunu yaptı falan değil. Başka bir oyun var kafamda ve bu oyundaki yerde Ozan’a yer yok. Ozan’ın kendi geleceğini şekillendirmesinde karar vermesine yardımcı olmak için yapılmış bir şey. 

”TAM YIKIM ORADA OLDU”

Osmanlıspor maçı tam dip oldu. Tam yıkım orada oldu. Ondan sonra bir takım reaksiyonlarla birlikte geri dönüş oldu. Gelecekle ilgili bana en çok güven veren şey daha fazla birlikte olmamız. Bu da bize %5 puan katkısı verecektir. O %5 bizim için çok önemli olacak. Uzun süreli beraberliğin katacağı güvenin rahatlığı ile konuşuyorum.

”DOĞRULAR İLE YANLIŞLAR YER DEĞİŞTİRDİ”

Ülkemizde doğrular ile yanlışlar yer değiştirmiş durumda. Hücum takımı, savunma takımı yok böyle bir şey. Bu geçiş oyunu artık. Hayat hızlanıyor, oyun da hızlanıyor. Rakipten topu alamazsanız oynayamazsınız. Büyük takımsanız, topu rakibe vermemeniz gerekiyor. Ben yorumcuları da anlıyorum. Bizim olayları kavrama anlayışımızı bildiğim için anlamaya çalışıyorum. Bakış açılarıyla oyunu anlamaya çalışanları saygıyla karşılıyorum. Dikine futbol, hücum futbolu falan yok ama. Futbol iç içe. Top sendeyken de rakipteyken de 10 kişi hatta kaleciyle birlikte 11 kişi oynuyorsunuz.

”İNSANI İNSAN YAPAN VİCDANDIR”

Hepimiz bu piyasanın içerisinde yaşayan insanlarız. Kendine yapılması istenmeyen şeyleri, sırf daha fazla izlenmek için başkalarına yapma. İnsanı insan yapan şey vicdandır. Ben işlerini yapmasın demiyorum ama biraz vicdana sahip olmaları gerekiyor.

”DUYGULAR AĞIR BASTI”

“Mantıklı bir şekilde düşünülse belki başka bir karar çıkabilirdi ama karar verirken duygular ağır bastı. Her şeyi yan yana getirdiğim zaman, belki farklı kararlar verebilirdim kendi adıma. Belki daha doğru ve anlamlı bir karar olabilirdi sonuçta ama burayı seçtim ve bunun temel nedeni de duygularla hareket etmem.”

“OYUNCULARIN TAMAMINI DEĞİŞTİRME ŞANSIMIZ YOK”

“Bir takımı değiştirmek, baktığınız zaman daha cazip gibi görünüyor iki nedenden dolayı: Psikolojisi bozulmuş ve taraftarla arasındaki bağ kopmuş bir takımın olması. Böyle bir değişiklik yapmak camiaya heyecan verebilirdi. Büyük takımları uzun süre boyunca yukarıda tutan faktörlerin başında kadro istikrarı ve oyuncu yönetimi geliyor. Bu yadsınamaz bir gerçek ve buna ekonomiyi mutlaka katmamız gerekiyor. Türk futbolunun temel problemlerinden bir tanesi mali problemler… Oyuncularımın tamamını değiştirme şansımız yok. Bir takım değişiklikler yapmak gerekiyordu ve bundan dolayı da olmayacağını anladığımız bazı oyucularla yolları ayırıp ufak tefek takviyeler yaptık. Bunlar çok kolay olmadı geçiş sürecinde tabii ki.”

OSMANLISPOR MAÇININ ARDINDAN YAŞANANLAR

“Sezon başında beni en çok sıkıntıya sokan da yetenekleri tartışılmaz isimlerin basit hataları çok yapması oldu. Böylece şiddetli puan kayıpları ve Vardar felaketi de bunların beraberinde geldi. Osmanlıspor maçından sonra bir karar vermek gerekiyordu. Doğru bir oyuncu grubuna sahiptik ama bir yerlerde tıkanma vardı ve benim de yapmaya çalıştığım şey tıkanmayı açmaya çalışmaktı. Sorumluluk bendeydi ve bir şeyler yapmam gerekiyordu ama sonuç olarak yaşanan olaylar devam etmemi gerektirdi. O süreçten sonra bazı şeyler kendiliğinden de yerine oturdu.”

“HER GİRİŞ DÖNEMİMDE AYNI SORUN OLUYOR”

“Makyaj yapmaktansa ana sorunlara yönelmek fikri çok ağır basıyor. Antrenörlükteki temel problemlerinden birisi, neresi olursa olsun, bu oldu. Bunu görmezden gelemiyorum. Bunlarla yüzleşmeye başladığım andan itibaren; oyun içerisindeki bir konudan kulüp yönetimine kadar her türlü konuda bunlarla ilgili düzeltmelere gittiğiniz anda bir şeyler gecikmeye başlıyor. Bunları her yerde yaşadım. Fenerbahçe, Konyaspor, İstanbulspor, Malatyaspor ve Ankaraspor’da başlangıç dönemleri, ana sorunları ötelemeden düzeltip çalışmakla ve sonrasında başarıyı sürdürebilir şekilde götürmekle geçti. Her giriş dönemimde aynı sorun oluyor. Bunların olacağını biliyordum, ki yine oldu. Kendime bu yüzden kızdım ama bu bir problem değil, durum. Ben bunu seçmiyorum, kafam buraya doğru gidiyor. Makyaj yapmanın kısa vadeli olduğunu ve getirdiğinden çok götürdüğünü düşünüyorum.”

“HÜCUM YAPARKEN SAVUNMA, SAVUNMA YAPARKEN HÜCUM”

“Temel amacım Fenerbahçe’nin ‘üçüncü bölge’ takımı olması. Çok üzgünüm ama ülkemizde doğrularla yanlışlar yer değiştirmiş durumda. Bu oyunda artık sadece hücum futbolu yok, sadece savunma futbolu da yok. Büyük takım olmaya öykünenlerin dünyasında böyle sıfatlar yok. Hücum yaparken savunma, savunma yaparken de hücum prensipleri vardır. Rakipten top almadan hücum edemezsin, bunun için de çaba lazım. Ayrıca sadece çaba da yetmiyor. Doğru pozisyon almak, yerleşmek, oynamak lazım. Eğer büyük takımsan, aldığın topu da kolay vermeyeceksin.”

“SAVUNMA YA DA HÜCUM YOK, HERKES İÇ İÇE”

“Aklı başında, kendi bakış açısıyla konuşan, olayları ilişkilendirmeye çalışıp eleştiri yapanları da saygıyla karşılıyorum ve onlardan beslenmeye çalışıyorum; ama öbür taraftan ‘dikine futbol’ gibi kavramları anlamıyorum, bu oyun bunlarla tarif edilemez. Oyunda kontrol ettiğimiz şey 10 kişinin birlikte hareket etmesi. Savunma ya da hücum yok, herkes iç içe. Hatta kaleci de işin içinde… Çalışıyoruz, ezberlerimizi artırıyoruz.”

“ONLARCA BİN KİLOMETRE KOŞACAK OYUNCU LAZIM”

“Lionel Messi’yi bir kenara ayırıyorum. Tüm takımlara baktığımızda bir oyuncu atak ya da savunmacı diye ayrılmıyor. Topu kaybettiğinizde ilk savunmayı atak oyuncuları yapacak. Yoksa her şey sıradanlaşır. Çok iyi kadro kuruyorsun, büyük olduğunu düşünüyorsun ama rakipler zaaflarını bulup kabadayılık yapmaya başlıyor. Esas güç, atak ve savunmayı iç içe yapmak. Topu vermemek ve verirsen de geri alma gücüne sahip olmak… Bunu yapabilmek için de kapasitesi yüksek, bunu kullanabilecek, onlarca bin kilometre koşabilecek oyuncular lazım. Bunu kutsallaştırmıyorum ama bu olmadan da olmuyor.”

“GELECEK 6 HAFTADA DURUM BELLİ OLUR”

“Bu grupla 6 aydır çalışıyorum zaten. Ufak ufak da olsa toplanmaya ve gelişmeye başladık. Zaten gelecek 6 haftada bizim durumumuz belli olacak. İkinci yarının ilk 6 haftasında çok zorlu maçlar oynayacağız. Şampiyonluk savaşı veren birçok takımla karşılaşacağız. Şimdi alacağın oyuncuyu adapte etme konusu var. Seviye olarak üstün olsa bile bu sefer adaptasyon ve fiyat sorunu çıkıyor. Şu anda benim içim çalıştığım oyuncular dünyanın en iyi oyuncuları.”

“EN SAYGIDEĞER TAKIM NAPOLI”

“Takip ettiğim kadarıyla, bence en saygıdeğer takım Napoli. Maliyet ve sahadaki verim açısından… Müthiş bir makine gibiler. Oyuncuların hepsi uzun süredir beraber forma giyiyor. Pep Guardiola’lı Manchester City de keza böyle… Geçen sezonki eksikliği bu sezon kapadılar. Real Madrid bütün kupaları topladı ve Zidane ile şekil değiştirdi. Barcelona 30 yıllık periyottan sonra dönüşüme girdi; ama bence Napoli ve Atletico Madrid gibi takımlar, maliyet açısından sıkıntılı takımlar için iyi birer model oldular. Özellikle sert savunma ve kurgulama anlamında… Şu anda sanki Napoli verimlilik – maliyet grafiği konusunda en iyi takım gibi duruyor.”

superFB mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın

Söz sizde