“Belki de şampiyonluk…”

0
142
views
Spor yazarları, Fenerbahçe’nin Kasımpaşa’yı 4-1 mağlup ettiği karşılaşmayı değerlendirdi.

O MEZİYETE SAHİP DEĞİL(UĞUR MELEKE)

Mourinho’nun Chelsea’si, 2004-2005’te rekor 95 puanla Premier League şampiyonu olurken, enteresandır, 29 galibiyetinin 12’sini 1-0’lık skorla almıştı. Futbolda “1-0’ı oynamak” diye bir kavram var. Ve doğrusunu söylemek gerekirse, Fenerbahçe bu sezon o meziyete pek sahip değil.

GOL GELİYORUM DEDİ

30’la 52 arasındaysa deyim yerindeyse bir “Kasımpaşa kasırgası” var. Bu bölümde ev sahibi ekip harika bir önde baskı yapıyor. Sonucunu da sayısız pozisyon ve dakikalarca “geliyorum” diyen İlhan golüyle alıyor.

KÖTÜ 1-0 OYUNCUSU

Bu 22 dakika için özellikle şunun altını çizmek gerek: Fenerbahçe, skor 0-0’ken nasıl oynaması gerektiğini iyi bilen bir takım. Ama 1-0 öne geçtiklerinde ne yapacaklarına dair fikirleri yok gibi. Maalesef Aykut Kocaman, kötü bir “1-0” oyuncusu. 52’den sonra oyunun üçüncü ve son bölümü başlıyor. Tek taraflı bir Fenerbahçe oyunu. Valbuena girdikten sonra daha da derinleşen bir baskı. Ve haklı galibiyet.

FIRSAT TANIDI

Sanırım bu maçtan Fenerbahçe’nin çıkaracağı bir başka önemli ders de, önde baskı gördüklerinde geriden çıkmayla ilgili çalışmaları gerekliliği. Özellikle Volkan’ın hızlı oyun kurayım derken, baskı altındaki takım arkadaşlarına attığı kötü paslar dikkat çekiciydi. Volkan defalarca oyunu hızlı başlatma arzusuyla verdiği kötü paslarla Kasımpaşa’ya kolay hücum fırsatı tanıdı dün.

KALİTE FARKI(SERDAR ALİ ÇELİKLER)

Fenerbahçe’nin, Giuliano’nun durağan, Aatif’in etkisiz, Soldado’nun da top alamadığı ilk yarıda geliştirdiği ilk organize atakta golü bulduğunu gördük. Kanattan bekin bindirmesi, ikili oyun, orta saha oyuncusunun bindirmesi ve şık bir tek vuruş skoru getirdi. Oyun üstünlüğü yokken bir takım 3 pozisyon bulmuş, diğeri 1 pozisyon üretebilmişken; farkı yaratan kalite oldu.

TEHLİKE ANINDA CAMI KIRINIZ

Skor olarak yine öne geçip takım moral bulsa dahi oyun üstünlüğü Sarı-Lacivertli takımda değildi. “Tehlike anında camı kırınız” oyuncusu Valbuena’nın golü ile maç bitti. Fenerbahçe kalan 4 haftadaki görece en zor maçını 3 puanla geçti. Muhtemelen ligi 72 puanla bitirecekler. Sonra ne olacağını göreceğiz.

EYYAM DOLU BİR MAÇ

Keyifli ve güzel bir maçtı, seyir zevki aldık. Ancak çok ilginç ve çok şaşırtıcı bir şey de oldu. Skrtel’in kafası yarıldı ve kan aktı… Halbuki biz kafa yarıldıktan sonra kanamadığını zannediyorduk!!! Cüneyt Çakır ise her zamanki gibi eyyam dolu bir maç yönetti.

VALBUENA OYNAMAYINCA(ERMAN TOROĞLU)

İkinci devre Fenerbahçe gol yiyene kadar “Ben bu maçı nasıl olsa götürürüm” havasındaydı. Golü yiyince bu işin öyle bitmeyeceğini anladılar. Çünkü her şeyi kaybedeceklerdi. Ondan sonra tekrar bir kımıldadılar maç bir anda 3-1 oldu.
Dün gece Fenerbahçe’de şu net gözüktü: Valbuena oynamadığı zamanlarda topun Fenerbahçe’de nasıl dolaştığı, rakibe ne kadar etkili olduğu…

MAKİNE İŞİ DEĞİLDİR

Bazı oyuncular vardır, bunlardan çok fazla markaj bekleyemezsiniz. Ama oynadıkları zamanda da rakip takımlar onu markaj etmek mecburitendedirler. Yani otomatik olarak sen bu oyuncuyla rakipten birkaç futbolcuyu rakipten eksiltirsin. Futbol makine işi değildir. Bilgisayarla da oynuyorsun ama bir de o topun ruhu var, canı var. Ve o topla sevişerek de oynayan futbolcu tipi var. Ve o topa işkence ederek oynayan futbolcu tipi de var.

GERİSİ HİKAYE

Teknik adam bunlardan hangisini seçer, onun sorunu. Ama şu bir gerçek Valbuena girdikten sonra Fenerbahçe’nin oyunu güzelleşiyor, seyir zevki artıyor. Peki hangisi doğru, kim haklı? Kazandığın zaman haklısın. Gerisi hikaye. Kasımpaşa’nın evinde Fenerbahçe’yi ağırladığı maçta tartışılır pozisyonlar var. Hakem Cüneyt Çakır hiçbirine inanmadı.

EN DENGELİ OYUNU…(GÜRCAN BİLGİÇ)

Geçen hafta Antalyaspor’u, sezonun en dengeli ve etkili oyunlarından biriyle yenen takımdan eser yoktu sahada. Kasımpaşa’yı çok önemsemek koşu kalitesini etkilemiş olabilir mi? Bu şık, Beşiktaş ve Galatasaray’ı galibiyetsiz uğurlayan bu statta, her teknik adamın kaçınılmazı.

TOP KAYBINDA ZİRVE…

Beşte beş yaparak yürünen son virajda kazanmak en önemlisiydi. Hamle oyuncusu Valbuena yine attı. Takımın en önemli oyuncusu Guliano yine top kaybında zirve yaptı. Oyunu kıran goller “defansiflerden” geldi.

FARKLI BİR ROL

Artık bu nasıl bir harman ise Fenerbahçe kendi çarkını, her birimiyle sekizde sekize doğru döndürüyor. Pazar gecesi yeni bir hikaye başlayacak. Aykut Kocaman ve oyuncularını çok farklı bir rolde görebiliriz.

İLTİFAT VE ELEŞTİRİ(ERCAN GÜVEN)

İltifat ve eleştiri bir arada! Her şeye rağmen iştahı ve gayretleri nedeniyle takdir edilmelidir ama bir yandan da “aklın neredeydi zamanında” diye eleştirilebilir. Artık şampiyonluğun kendisine değil sadece şansına kavuşabilmek için beş haftadır ne mümkünse yapması az buz iş değildir. Lakin, o bile artık kendi elinde değil. Osmanlı-Başakşehir, Galatasaray-Beşiktaş maçlarına bağlı kaderi.

EN İYİ KADROSU BU

Maçın bitmesine yarım saat kala Aykut Kocaman (oynadığı dakikaların azlığına karşın) ligin asist ikincisi Valbuena ile ikinci santrafor Janssen’i takıma kattı. Bu da Fenerbahçe’nin rakip sahadaki hareketliliğini arttırıp savunmayı şaşırtma fırsatları yarattı. İki dakika sonra Şener’in galibiyet golü geldi. On dakika sonra Valbuena’nın skoru 1-3 yapan golü. Belki de Fenerbahçe’nin en iyi kadrosu buydu… İnanmayanlar Janssen- Valbuena ikilisinin kazandırdığı santrası yapılmayan son saniye golüne baksınlar.

SON DÜZLÜKTE…

Şansını küstürdükten sonra sekizde sekiz iddiasıyla yola çıkan Fenerbahçe’nin son düzlükte üst üste beşinci galibiyetini getiren bu skor, şampiyonluk ihtimaline somut bir katkı getirmiyor ama en azından mevcut durumunu koruyor. Hikayenin gerisini yarın oynayacak önündeki üç takım yazacak.

EN KÖTÜ DEPLASMAN(İLKER YAĞCIOĞLU)

Ligin deplasmanlardaki en başarılı takımı Fenerbahçe dün akşam uzun süre bu sezonki en kötü deplasman performansını ortaya koydu. Sarı-Lacivertliler’in en başarılı olduğu bölge yani orta sahası bir türlü oyunun kontrolünü ele geçiremedi. Geçen haftanın etkili isimleri olan forvet oyuncuları da rakip savunma tarafından iyi marke edilince pozisyon üretmekte çok zorlanan bir Fenerbahçe izledik.

BAŞROL OYNADI

Ama büyük takımdaki her oyuncu skora katkı yapmalıdır. Dün akşam da planlar tutmayınca Hasan Ali ve Şener devreye girdi. Biri asist diğeri de golle Fenerbahçe’nin 3 puan kazanmasında başrol oynadı..

HAMLESİ DOĞRUYDU

Hasan Ali’nin pasında golü Josef’in atması da önemliydi. Çünkü Fenerbahçe’nin solbeki asist yaparken ön liberolarından biri gol bölgesinde bitirici vuruşu yaptı. Kısacası defans oyuncuları geceyi kurtardı. Oyun 1-1’e geldikten sonra Aykut hocanın Valbuena ve Janssen hamlesi de doğruydu.

F.BAHÇE’Yİ YAKLAŞTIRACAK

Valbuena attığı golle “Ben yine ben buradayım” dedi. Üçüncü golde “top çizgiyi geçti mi geçmedi mi?” görüntülerden karar vermek çok zor. Şener’in attığı golde rakip oyuncu yerdeyken topa vurmabı her halde çok konuşulacak. Ama bu şartlarda o topa vurmayacak her halde oyuncu yoktur. Fenerbahçe kazandı. Başakşehir’in işi zor. Derbideki sonuç da her türlü Fenerbahçe’yi zirveye yaklaştıracak..

ŞAMPİYONLUK İÇİN…(OKTAY DERELİOĞLU)

Kasımpaşa gibi bu ligin iyi hücum yapan ekiplerinden birine karşı alınan galibiyet Fenerbahçe için şampiyonluk yarışında iddiasını koruma adına çok önemliydi..

BEKLEMEYE BAŞLADI

Galatasaray ile Beşiktaş’ın karşı karşıya gelceği maç öncesi haftayı 3 puan ve güzel oyunla kapatan Fenerbahçe, artık geriye yaslandı ve deribi maçtan çıkacak sonucu beklemeye başladı..

DURGUN GÖRÜNTÜLER(ZİYA ŞENGÜL)

Fenerbahçe iyi bir başlangıç yapamadı. Durgun görüntüler verdi. Pas hataları bir hayli fazlaydı. Özellikle Alper Potuk’un fazla pas hatası vardı. Şener ile sağ kanat akınlarını geliştirmek istediğini gördük. Ama ilk ilk yarıda bir var bir yoktu. Hasan Ali ise sol kanattan geliştirdiği bir atakta Josef de Souza’ya çıkardığı topu bu oyuncu golle sonuçlandırdı.

BÜYÜK TAKIM DENİR

Kasımpaşalı futbolculara bir serzenişte bulunmak istiyorum. Her zaman iyi futbol sergileyerek maç kazanamazsın. iyi futbolun sonucunda atacağın gollerle maçı taçlandıracaksın ki, kazanan olasın. Biz Fener’e iyi oynamadı diyoruz. Ama farklı kazandı. Artık böylesine zirve yarışına giren takımlar iyi futbol oynamak zorunda değiller. Atacağı gollerle kazanabiliyorsa o takım büyük takım denir. Aynen Fener’in olduğu gibi.

superFB mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın

Söz sizde